Türkiye’de kamu kurumlarının bütçesini nasıl hazırladığını, parayı nasıl harcadığını ve bu harcamalardan nasıl hesap verdiğini merak ettiniz mi? Bu sorunun cevabı büyük ölçüde 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda saklı. 2003 yılında yürürlüğe giren bu kanun, kamu mali yönetiminin adeta anayasası niteliğinde. Bu yazıda 5018 sayılı Kanun’un ne olduğunu, hangi temel ilkeleri getirdiğini ve kamu idarelerini nasıl bağladığını sade bir dille anlatıyoruz.
5018 Sayılı Kanun Neyi Düzenler?
5018 sayılı Kanun, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerin bütçelerinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolüne ilişkin esasları düzenler. Kanunun temel amacı, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesini ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamaktır.
Hesap Verme Sorumluluğu İlkesi
Kanunun 8’inci maddesinde düzenlenen hesap verme sorumluluğu ilkesine göre, her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, bu kaynakların hukuka uygun, etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden ve raporlanmasından sorumludur ve yetkili mercilere hesap vermek zorundadır. Bu ilke, kamu görevlilerinin harcama yaparken keyfi davranamayacağının hukuki temelini oluşturur.
İç Kontrol Sistemi Zorunluluğu
5018 sayılı Kanun’un beşinci kısmı, kamu idarelerinde iç kontrol sisteminin kurulmasını zorunlu kılar. İç kontrol; faaliyetlerin mevzuata uygun, etkili ve verimli yürütülmesini, varlıkların korunmasını ve mali bilgilerin güvenilir şekilde üretilmesini sağlamayı amaçlayan organizasyon, yöntem ve süreçler bütünüdür. Ancak kanunun kapsamı dışında kalan, örneğin Türk Ticaret Kanunu’na tabi olarak kurulmuş bazı belediye şirketleri, bu klasik iç kontrol rejimine tabi olmayabilir; bu da denetim raporlarında sıkça karşılaşılan bir ayrım noktasıdır.
Kim Bu Kanuna Tabidir?
Kanun kapsamına merkezi yönetim bütçesi içindeki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler (il özel idareleri, belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları) girer. Ancak belediyelerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurduğu anonim şirketler, 5018 sayılı Kanun’un doğrudan kapsamında değildir; bu şirketler kendi iç kontrol ve denetim rejimlerini büyük ölçüde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Sayıştay’ın düzenlilik denetimi çerçevesinde oluşturur.
Neden Önemli?
5018 sayılı Kanun, kamu kaynaklarının nasıl harcanacağına dair çerçeveyi çizerken aynı zamanda Sayıştay denetiminin de temel dayanaklarından birini oluşturur. Bir kamu idaresinin mali tablolarında usulsüzlük tespit edildiğinde, denetim raporlarında en sık atıf yapılan kanunlardan biri budur. Vatandaşlar açısından bu kanun, kamu kaynağının nereye ve nasıl harcandığını sorgulamanın hukuki zeminini oluşturur.
