Ticaret hukukunda sıkça duyduğumuz “basiretli iş adamı gibi davranma” ilkesi, kamu sermayeli şirketler için de geçerli mi? Sayıştay denetim raporlarında sıkça atıf yapılan bu kavram, aslında belediye şirketlerinin harcama disiplinini değerlendirmede kullanılan önemli bir ölçüt. Bu yazıda bu yükümlülüğün ne anlama geldiğini inceliyoruz.
Basiretli İş Adamı İlkesi Nedir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tacirler, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Bu ilke, bir tacirin ticari faaliyetlerini yürütürken makul, öngörülü ve özenli davranması; kendisini ve şirketini gereksiz risk ve zarara sokacak işlemlerden kaçınması gerektiği anlamına gelir.
Belediye Şirketleri İçin Neden Önemli?
Belediye şirketleri 6102 sayılı Kanun kapsamında kurulduğundan, bu ilkeye tabidir. Ancak belediye şirketlerinin sermayesi kamu kaynağından geldiği için, basiretli iş adamı gibi davranmama durumu, sıradan bir özel şirketten farklı olarak doğrudan kamu zararı doğurabilir. Bu nedenle Sayıştay denetim raporlarında, zarar eden veya gelirinin çok üzerinde harcama yapan bir belediye şirketinin bu ilkeye aykırı davrandığı sıkça vurgulanır.
Uygulamada Nasıl Değerlendiriliyor?
Örneğin, bir belediye şirketinin esas faaliyet alanı dışında bir etkinlik düzenleyip bu etkinlikten gelirlerinin çok üzerinde zarar etmesi, ya da yeterli fizibilite çalışması yapılmadan yeni bir şirket kurması veya yatırım yapması, denetim raporlarında “basiretli bir iş adamı gibi hareket etmeme” örneği olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme, sorumluların kamu zararından tazmin sorumluluğunun tespitinde de önemli bir dayanak oluşturur.
Sonuç
Basiretli iş adamı ilkesi, kamu şirketlerinin sadece kâr amacı güden özel şirketler gibi değil, aynı zamanda kamu kaynağını yöneten kurumlar olarak da özenli davranması gerektiğinin hukuki temelini oluşturur. Bu ilkeye aykırılık, hem ticaret hukuku hem de kamu mali yönetimi mevzuatı açısından sorumluluk doğurabilir.
